Sunday, September 29, 2013

Küçücük Kırmızı Kutucuk


Bazen elimde bir fotoğraftan fazlası olmuyor Kağıtlık'a koyacak. Klasik bir kırmızı kutucuk yapmıştım, küpe çiçeğinin tadına doyamadan dökülen çiçeklerini toplayıp saksının dibinden kurutmuştum güzellikleri solmasın diye. Porselenler büfeden çıktı, bir kez daha ne saklı hazinelerimiz var farkında değiliz diye düşündüm, büyükannemi yadettim sonra -bu çay takımı onun çeyizindenmiş. 

Mevsimdendir efendim melankoli, her sene herkeste görülür benzer hâlet-i ruhiye..

Güzel sohbaharlar dilerdim... ama sonbahar hep güzeldir zaten.

Sunday, September 8, 2013

Works-in-Progess: Paper blossoms and quilling scrollwork



Bir sürü şeyle uğraşıyorum: çiçekler, kutular, quilling... Renkli bir karmaşa, ortaya ne çıkar bilinmez..
Bu arada nihayet beş veya daha fazla yapraklı çiçek yapma yöntemini de söktüm, pek mutluyum.




Thursday, August 29, 2013

Origami Bonsai Proper - Nihayet! Finally!

Please scroll down for the post in English!

Aylardır ne vakit origami çiçeklerden bahsetsem "aman makigami (gazete kağıdından dal) yapamıyorum" diye şikayet ediyorum. Mecburiyet icatların anasıdır derler ya, benim için fazlasıyla doğru bu söz. Dün, yakınlarda evlenen çok sevdiğim bir arkadaşımın evini hayırlamaya gittik. Ona ev hediyesi olarak doğru düzgün bir origami bonsai yapmak istedim- sonuç: bir buçuk senedir uğraşmadığım şeyi bir gün içinde yapıverdim!


Önce bir plan aşaması gerekti: yaklaşık ne boyutta bir şey yapacaktım, ona göre kaç adet dal, çiçek ve yaprak gerekecekti, bunları planladım. Sonra, hangi boyutta kağıttan ne boyda çiçek çıkacağını kestirebilmek için elimin altındaki 8x8cm'lik not kağıtlarıyla bir çiçek yaptım. Ona göre ölçü alarak üç farklı boyutta çiçek için kareler hazırladım. (Çiçekler için hazırlanan kağıtların boyanmadan önce kat yerlerinin belli olması için ilk katlamaları yapmak gerekiyor; boyadıktan sonra katlamak hem zor oluyor hem de kat yerlerindeki boya dökülebiliyor.)




Aynı şekilde üç farklı boyda yaprak yapmak için de kağıtlar hazırladım ve boyadım:


Kağıtları içine biraz akrilik karıştırdığım suluboyayla boyadım. Origami çiçek yapmanın bana hâlâ en zor gelen yanlarından birisi boyama aşaması: doğru cins kağıt, doğru fırça, doğru boya kombinasyonu kullanmadığımda bu ortaya çıkan çiçeklerde kendini çok belli ediyor. Bu bonsai için normal dosya kağıdı kullandım fakat dosya kağıdı bu iş için pek ideal değil. Biraz daha parlak, kaygan cins kağıt kullanmak daha iyi oluyor; hem boyayı daha yavaş emdiklerinden daha rahat çalışabiliyorum, hem çiçek ve yaprakları katlarken boyanın kırılıp dökülmesi daha az oluyor.


Henüz çözemediğim sorun, boya kuruyunca bir derece matlaşıyor olması. Hele de çiçek boyutu büyüyünce bu kendini çok daha fazla belli ediyor. Sanırım boya ve kağıt meselesini ancak tecrübe ederek çözebileceğim.

Makigami, daha önce bahsettiğim gibi, gazete kağıdını sıkı bir şekilde sarıp şekil vererek bu origami bonsailer için "dal" yapılan teknik. Bu şekilde hazırladığım dallar da şöyle (fotoğrafları akşam vakti çekmek zorunda kaldığım için çok net değiller):




Bu ufak parçaları dallara yapıştırdım, sonra dalları yapraklar için hazırladığım aynı renkle boyadım. Çiçekler katlandı, yapraklar hazırlandı, boyalar kurudu ve büyük yapraklar aşağı, küçükler yukarı gelecek şekilde hepsini bir araya getirdim. Dalların altına da büyük, uçuk yeşil birer "çiçek" koydum, ve her iki bonsai'mi dik durması için bir köpük parçasına yapıştırdım. Ve nihayet ortaya bu çıktı:





Sonuçtan gayet memnunum, fakat doğrusunu söylemek gerekirse pek de ince iş yapamadım. Mesela dalları biraz kalın veyahut kısa görünüyor gözüme; minik dalları ana gövdeye yapıştırmak zor oldu ve yaprakların birleştiği yerler epey kaba oldu. Ama kendime haksızlık etmeyeceğim- nihayetinde bu ilk "origami bonsai"m, umarım ki bundan sonrakiler daha ince, daha zarif olacak :)

Şimdilik bu kadar efendim. Bir sonraki origami maceramda görüşmek üzere.



It's been just about two years now that I've been introduced to Ben Coleman's amazing origami bonsai technique and about six months since I also purchased Advanced Origami Bonsai to learn makigami. I've been making many little flowers with the origami bonsai technique: I use them as ornaments on my little gift boxes up for sale on Etsy, and I also use lots of them on real branches and either mount them on walls in my home or give them as gifts. But I'm far from being proficient at makigami. I only tried my hand at it once, several months ago, and though I can produce stems easily enough, I never put together the output of that first session to make a proper origami bonsai. Until now.

They say necessity is the mother of all inventions (some say its laziness, but I beg to differ). On Monday we planned to pay a visit to a close friend who got married a couple of months ago. As a house warming gift I wanted to make an origami bonsai. And lo and behold- what I couldn't be bothered to do in months has been accomplished in a matter of twenty-four hours. :)



Admittedly the end result is far from precise. I literally finished it just before leaving the house (the black paint on the foam hadn't even fully dried). But even if it wasn't, this is my first origami bonsai proper anyway, so to be fair to myself, this is okay for the first try :) Next time I'll try to make the stems thinner or longer, as this sculpture looks a bit stout to me now. The junction point of the small banches with the main stem are very rough, and I had trouble rolling and molding those pieces to my liking. I'm also still trying to work out the correct paper-paint combination- I used ordinary A4 paper for this but it absorbs the watercolor too quickly. I'm annoyed at how matted the color looks once it is dry- mixing in a bit of acrylic paint didn't seem to help much. 

But these shall all be overcome as I venture further into the paper adventures. For now, I'm quite satisfied with my friends' reactions. ;) 

Sunday, July 14, 2013

Kağıttan Çiçekler: Origami ve Kağıt Telkâri


Efendim, origami bonsai'yi keşfedeli bir seneden uzun zaman oldu. İlk Origami Bonsai kitabından sonra Advanced Origami Bonsai cd'sini alalı da aylar oldu. Gezete kağıdından sapasağlam "ağaç" dalları yapmayı öğrendim. Gelin görün ki hâlâ şöyle hakkını vererek, yüzde yüz kağıttan bir origami bonsai yapamadım! Bakınız müthiş güzel bir origami bonsai'nin yaklaşık şöyle bir şey olması gerekiyor:

Origami bonsai sculpture Outcropping by Benjamin Coleman

Tekniği artık bilmeme, nasıl yapıldığını anlamama rağmen hâlâ Coleman'ın eserlerine bakarken tek hissettiğim şey inanamamazlık. Eh, böyle bir şeyi kendim yapabileceğime pek itimadım yok, belki de bundan denemiyorum bile!

Biraz acıklı ama benimkiler şimdilik şu durumdalar:


Dallarla uğraşmasam da epeyce yaprak katlıyorum ve çiçeklerle birlikte türlü işlerde kullanıyorum onları. Minik origami çiçekli ve yapraklı kutularımı zaten biliyorsunuzdur. Bu aralar iki kutucuk daha süsledim.

Gray origami gift box with blue origami flower ornament


Light Brown Jewelry Gift Box with Origami Lily and Leaves

Kutucukları Etsy'ye koydum, sonra da quilling'e döndüm. Pinterest'te pek hoş quilling çiçekler buldum, ilham aldım. Henüz tamamlamamış olsam da, quilling'den çok kağıt telkâri demek istediğim taç yapraklar çıktı ortaya.



Yakın zamanda yeni çiçekler, yeni kutular, hatta bir-iki "blog" yazısı ile karşısınızda olmak umuduyla efendim. 

Sunday, July 7, 2013

Çiziktirmeler, Çizmeler Üzerine


Yine uzun zaman olmuştu çiziktirmeyeli. Sokakları, binaları, şehir görünümlerini seviyorum; renkler, detaylar, her biri bambaşka bir hava yaratıyor. Bitmemiş, temiz olmayan çizgileri seviyorum, belki o yüzden sabrım pek az oturup ciddi ciddi bir resim üzerinde uğraşmaya. İki seneden uzun zaman önce bir 19. yüzyıl gravüründen yaptığım Macaristan'ın Eger şehri resmi herhalde üzerinde ciddi şekilde uğraştığım son şeydi.

Sonra elime kalemi aldığımda Etsy dükkanıma koyacağım kutuların üzerine farklı quilling süslemeleri bulmak için spiraller, çiçekler çizer oldum. Yine de ortaya çıkan pek az şey olduğu gibi quilling'e dönüşüyor. Kağıdın da sanki kalem gibi, benden bağımsız bir iradesi var. Ben nasıl eğip bükmeye niyetlensem de o kendi istediği yere gidiyor. Aksi gibi, doktora başvurularıyla uğraştığım bahar aylarının ardından nihayet Etsy'yle ilgilenecek vakti bulduğum halde şimdi de içimden hiç kutularla uğraşmak gelmiyor!

Biraz bu yüzden, biraz da belki Akdeniz havasını özlediğimden midir bilmem, binacıklar, meydancıklar çiziktirdim. Biraz karman çorman oldular, ama yine de ben sevdim binacıklarımı.



Artık galiba sıkıldım portre çizmeye çalışmaktan, özellikle de referans kullanmadan. Onlar nasıl oluyorsa tam bir felaket oluyorlar! Ama galiba (sanki, bilmiyorum, belki bir ihtimal) bir referans kullanarak çizdiklerim daha "eli yüzü düzgün" oluyorlar.


Benziyor mu hiç bir fikrim yok, ama bunu hiç seyretmediğim Mad Men dizisi karakterlerinin bir haber sitesinde karşıma çıkan fotoğrafına bakarak yapmıştım. Karakterin adını bile bilmiyorum ama zannetmem ki ismi kimseye lazım olsun!

Şimdilik bu kadar! Yeni kutular, yeni çiziktirmeler yaptıkça, paylaşmam gerek! diye hissettiğim şeylerle karşılaştıkça blog'u tazelemeye devam edeceğim inşallah. Eh, bu vesileyle herkese hayırlı Ramazanlar dilerim efendim.

Sunday, April 7, 2013

Origami Lotus Flower Tutorial / Origami Nilüfer Yapımı

See captions in English beneath the tutorial pictures!

Şubat ayının sonunda Etsy'den origami kağıdı siparişi vermiştim. Gelmesi bir aydan uzun sürdü. Geldiğinde, Çin'den beklediğim başka bir paket olmadığına göre henüz açmadan ne olduğunu biliyordum, ama elimdeki paket, 60 yaprak kağıt olamayacak şekilde, neredeyse kumaş gibi bükülüyordu.

Japonların washi adını verdiği bu kağıt son derece ince ve dayanıklı. Pürüzlü, ele gerçekten kumaş gibi gelen bir dokusu var. Ve kesinlikle, origamiyle uğraşmaya başladığımdan beri kullandığım en harika kağıt. O yüzden de bu kağıtlarla durmadan daha önce yapmadığım çiçekler deniyorum.

Ol sebep,  origami lotus, yani nilüfer çiçeğinin yapımını paylaşmak istedim. Birçok origami figür gibi nilüferin de farklı formları var. Benim anlatacağım bu çiçek tek bir kağıttan yapılıyor ve yapılışı gerçekten basit.

Püf noktası: Bulabildiğiniz en dayanıklı ve tercihen ince kağıdı kullanmalısınız. Kağıt peçeteyle bu çiçeği yapıp misafir sofralarında da kullanabilirsiniz.

Important: If you don't have origami paper, use the thinnest and most sturdy paper you can find. You can also make this flower with paper napkins.


1. İstediğiniz ebatta kare kağıtla başlıyoruz (kırışık olduğuna bakmayın!)Start with a square piece of paper, any size will do.
2. Orta noktayı bulun ve kağıdın dört köşesini ortaya katlayın. - Find the center point of the paper and fold each corner to the center.
3. Aynı şeyi tekrar edin: köşeleri tekrar ortaya doğru katlayın. - Repeat: fold the corners to the center again.
4. Ve bir kez daha. Kağıdı üç kez aynı şekilde katlamış olduk. - And do it once more. Now you've folded the paper in the same way three times.
5. Kağıdın arka yüzünü çevirin. - Flip the paper.
6. Son bir kez daha köşeleri ortaya katlayın. Kağıt artık epey kalınlaşmış olmalı. - Fold the corners to the center for one last time. You'll notice the paper is getting very thick at this point.


7-8-9. Kağıdı elinize alıp köşelerden küçük parçalar kıvırın. Dört köşeyi de kıvırdıktan sonra arkadaki kulakçıklara bakın. - Fold just a little part on each corner. Note the flaps at the back of the paper.


10-11-12. Kağıdı elinize alın ve başparmağınızla kağıdın köşesini aşağı doğru bastırırken arka taraftaki kulakçığı, ters-yüz eder gibi yukarı (öne) doğru çekin. Kağıdın yırtılmadan ters dönmesi için bunu çok dikkatli yapmanız gerekiyor. - This is crucial part: take the module in your hand. While pressing onto the corner with your thumb, gently pull over the back-flap towards yourself. You should be very careful while doing this or the paper will tear.
13. Diğer üç köşedeki yaprakları da açın. Kağıdın arkasında, yukarı kıvrılmayı bekleyen dört "yaprak" daha olduğunu göreceksiniz. - Now do the other three corners. You'll see four more flaps at the back. 
14-15. Bu kez köşelere değil de, iki yaprağın ortasına bastırarak arkadaki diğer katları da yukarı doğru kıvırın. - This time, press your thumb between two formed petals and turn over (up) the remaining petals.


16-17-18-19. Kağıdın arkasında son bir kat daha fark edeceksiniz. Bu katları diğer yapraklar gibi yukarı çekmek yerine yalnızca dışarıya doğru açıyoruz ve nilüferimiz hazır. - There's one last layer at the back - gently pull open these flaps (don't try to turn them over like the petals) and your origami lotus flower is complete!

*
Bu nilüferi büyücek yaparsanız içine şeker vb. koyarak masanıza renk katabilirsiniz. Daha da iri origami nilüferlerin içine minik mumlar konulduğunu görmüştüm, fakat bu bana pek de güvenli gelmedi. ;)

Yaprakları yırtmadan çevirmeye eliniz alışınca daha zor modeller deneyebilirsiniz. Kolay gelsin!

Friday, February 1, 2013

Kağıttan Güller - Origami Gül Yapımı

Origami gül yapmanın çok değişik yolları var.. ve genelde hepsi birbirinden zor. "Gül" denip geçilen ama güle hiç benzemeyen çiçekler daha kolay katlanabiliyor tabii, ama kağıttan çok gerçekçi güller de yapılıyor ve bunları yapmak sadece sabır değil, 'ıslak origami' denen bir teknikte tecrübe de istiyor: katlanacak kağıt ilk önce nemlendiriliyor ve sonra şekillendiriliyor. Söylemeye gerek bile yok ki bu tip origamiyi çıldırmadan yapabilmek için mutlaka origami kağıdı kullanmak gerekiyor, çünkü günlük kullandığımız kağıtlar hemen yırtılmaya çok yatkın.

Yapamayacağıma kanaat getirdiğim epeyce origami gülden sonra, aslında yapımı gayet de kolay olan ve çok güzel bir model buldum:



Birkaç tavsiye:
- İlk denemede kızıp bir kenara bırakmayın. Bu modelde de kullandığınız kağıdın her bir modülde yırtılma ihtimali var, çünkü bir noktada kağıdın katlanmış köşelerini ters-yüz etmeniz gerek. Değişik kağıtlar deneyin; örneğin normal A4 dosya kağıdının suluboyayla boyadıktan sonra yırtılmaya daha dayanıklı hale geldiğini keşfettim.
- Gösterilen ölçülerden sapmayın. En içteki ve en küçük modülü katlarken kağıt giderek kalınlaşacağı için katlama zorlaşacak. Daha da küçük güller yapmak bu yüzden gittikçe daha çok zorlaşır.

Ama benim bu yazım aslında çok, ama çok daha basit bir gülle ilgili: dün Etsy'de aldığım bir sipariş için yaptığım işte bu güller:


Bu güle quilling mi, origami mi demek karar veremedim; zira bu gülü ince uzun bir kağıt şeridini kendi etrafında katlayarak yapıyorsunuz. İşte yapımını gösteren video:


-Mori'nin verdiği ölçü 1cm x 40cm. Bence 33-35 cm yeterli, son kısımlar biraz fazla geliyor. Orantılı olarak büyütebilirsiniz, katlamak daha kolay olur.

- Bu gülün püf noktası, her bir katlamayı yaparken açılara dikkat etmek. Dikkatinizi elinizde şekillenen güle verin: her seferinde daha geniş bir açıyla katlarsanız, alt kısımdaki yaprakların giderek genişlemesini sağlarsınız, ki güzel bir gül elde etmenin yolu da bu.

- Karton cinsi kağıt kullanmayın. Katlamak zor ve kağıttaki kadar gerçekçi durmuyor.


Bu gül tek başına bir hediye kutusunun üzerinde çok güzel durur. İstediğiniz renkte yapın; benim sıradaki hedefim sarı güller. Birkaç gülü bir veya iki yaprakla birlikte bir kutunun üzerine koyarsanız da çok zarif bir hediye kutunuz olur.

Biraz daha mı gerçekçilik istiyoruz?


Burada yaptığım şu: yukarıdaki ilk video'da gülün çanak yapraklarını nasıl yaptığını göstermiş (en son katlanan yeşil modül). O modülü olduğu gibi alıp bu quilling/origami güle uyacak boyutta katladım. Daha önce origami bonsai yaprakları için boyadığım hazır kare kağıtlar vardı, çok işime yaradılar. Hazır çanak yaprakları güllerin altına yapıştırdım, hem çok tatlı oldular, hem de güllerin altındaki çirkin bitim yerini kapattılar.

Sıra yapraklarda. Blogu uzun süredir takip ediyorsanız origami bonsai denemelerimi biliyorsunuz. Benjamin Coleman'ın tekniklerini kullanıyorum. Birçok şeyi telif hakkı meselesi yüzünden paylaşamasam da, Coleman aslında YouTube'da çok güzel şeyler paylaşıyor, ve bunlardan birisi de orgiami gül yaprağının nasıl yapılacağı.


Tercihen taç yaprakları yaptığınız aynı renk kağıtla, her bir gülünüz için iki veya üç yaprak hazırlayın. Tavsiyem, yaprakların boyutlarını biraz değiştirir, küçüklü-büyüklü yaparsanız çok daha güzel bir efekt yakalarsınız.

Son olarak saptan bahsetmeli... Ben Coleman'ın "makigami" adını verdiği tekniği kullandım, yani yine paylaşamayacağım bir şekilde gazete kağıdı parçalarını sıkıştırıp şekillendirerek sap yaptım. Kalınca bir teli sıkı bir şekilde yeşil kağıda sararsanız da güzel gül sapları elde ediyorsunuz.

İşte bu kadar... Üç farklı model ve teknikten uyarlamalarla yapılan minicik güller. Bana da artık 'kolay gelsin' demek ve sarı güllerim üzerinde çalışmaya dönmek kalıyor..

Monday, January 28, 2013

Biraz eski ev edebiyatı..

Bugün anneme dedim ki, "bir köşkü kurtaracak kadar param olsa keşke.."

Güldü annem. Biraz acıyla, "kızım, o parayla üç tane yeni ev alırsın," dedi.

"Ben yeni ev istemiyorum," dedim sıkıntıyla. Aklımda hâlâ Yakacık'taki o tepede, çamların arasında belli belirsiz seçilen beyaz köşk vardı. Toplasanız iki kez gördüm o köşkü, üstelik gördüm dediğim, hızlıca yüksek bir duvarın önünden geçerken başımı arabanın camından çıkarıp sık çamların arasında 'ben buradayım' diye fısıldayan beyaz ahşabı, gökleri delermiş gibi yükselen üç katını bir göz açıp kapayıncaya dek zihnime nakşetmekten ibaret..

Kısa bir suskunluktan sonra "İstanbul'da olması şart mı bu köşkün?" diye sordu annem. Otuz yıldır burada olup İstanbul'u bir türlü sevmeyen annem. "Anadolu'da da eski köşkler, konaklar var mesela." İnatla başımı iki yana salladım. Sanırsınız ki gerçekten köşk satın alacağım; beş dakika süren dört satırlık bir diyalogta, acı-tatlı bir oyun oynuyoruz. "Olmaz," dedim, "başka yerin köşkü olmaz." Güldüm sonra kendime, ama içimden ağlamak geliyordu. "Kedi ulaşamadığı ciğere..."

Kendimi bildim bileli eski bir İstanbul evinde yaşama hayali kurarım. Zaman olur, mütevazı kalır bu hayal; Moda'da, Bostancı'da, Erenköy'de, caddeye bakan yüksek bahçe duvarının gerisinde minik taş avlusu, arkasında düzensiz, kendi halinde, birkaç meyve ağacıyla -illa ki bir incir olacak- minicik bahçesi, iki katlı bir İstanbul evi işte. Ve tavanarası. Çünkü tavanarası olmazsa hayalin anlamı kalmaz.

Sonra sonra büyüdü o hayal. Değişti. Acıdı. Artık içinde yaşamayı düşünemiyorum eski evlerin, artık tek istediğim - hani gerçek olması hakikaten imkansız, mümkün olsa bile çok saçma olacak hayaller vardır ya - artık sadece istiyorum ki tek tek, hiç birini atlamadan, İstanbul'un bildiğim, bilmediğim her köşesindeki eski, harap, terk edilmiş köşkleri, evleri, kurtarsam.. Hayır, benim olmasınlar; hayır satın almayayım onları, ama sadece, bir şekilde, nasıl olursa olsun, İstanbul'un ahşap evleri artık yok olmasın.. Dursun bu süreç. Zaman dursun... Yapmasın bunu.

"Bakma," dedim anneme sonra, "ben de bilmiyorum neden böyle olduğunu. Normal olan, doğal olan bu değil mi zaten? Binalar, şehirler eskir, eskiyen yıkılır, yok olur, yerine yenisi gelir.. Bu hep böyle devam eder.. Öyleyse neden ben...?"

Hakikaten... neden ben böyle...

"Süheyl Ünver adını duymuş muydun?"

"Duydum, ama kim olduğunu bilmiyorum."

"Hoca Ali Rıza Efendi'yi biliyorsun, ressam olan.. Süheyl Ünver, onun öğrencilerinden. İstanbul'u adım adım dolaşarak her köşesini not düşmüş. Gördüklerine bildiklerini katmış, fotoğrafın lüks olduğu bir zamanda notlarının yanına, arasına çizimlerini düşmüş; metin resme karışmış notlarında; Osmanlıca, Latin harflerine..." Ekleyemedim aklımdan geçeni, "galiba sonunda benim de tek yapabileceğim Ünver gibi yapmak; kadere rıza gösterip, bir hayalini kurtarmaya çalışmak bu şehrin.."

~ * ~

Kadıköy rıhtımda, Deniz Otel'in hemen dibindeki ahşap evi bilirsiniz. O evi ilk gördüğümde lisedeydim. Otobüs önünden geçerken gözlerim ona takılıp kalmıştı; çatısındaki oymalı saçağa, tavanarasının minik yuvarlak penceresine, önündeki o koca çınara ve çınarın dibindeki dörtköşe, beyaz çeşmeye.

Neredeyse on yıldır o evin yavaş yavaş çürümesini, çökmesini, ölmesini izliyorum.

İlk önce çınarı kestiler. Geriye yana doğru eğilmiş, koskoca bir gövde kaldı, çıplak, kuru, ve vazgeçmiş.

Sonra panjurlar kapandı, kilitlendi, pencerelere tahtalar çakıldı.

İçine girmeye bile gerek duymadan önüne biriken madde bağımlıları mesken edindi sonra evi.

Bir gün, çınarın beyaz gövdesi de yok oldu. Bir zamanlar köklerinin olduğu yeri çevreleyen dört köşe kaldırım taşı kaldı yerine, tuhaf bir mezar taşı gibi.

Çatının çöktüğünü gördüğüm gün gözlerim doldu, kendimi vapura nasıl attım bilmiyorum. Karşıma sorumlu olabilecek herhangi biri çıksa, hırsımdan ne yapardım bilmiyorum.

~ * ~

Nispeten daha az kişi bilir Kartal sahildeki küçük ahşap evi. Hükümet konağının arkasında, dolmuş duraklarına bakan hani.

Geçenlerde sahilde yürürken o minik parkı geçip dolmuş durağına girdim. Niyetim, sürekli koşuşturmaca içindeyken baktığım evi daha yakından incelemekti.

Banka oturdum. Kaşlarım çatıldı, bir değişiklik vardı evde.. neydi ama? Birden fark ettim; evin ikinci katının yarısı tümden betona dönmüş. Ne ara oldu bu? Farkında bile değilim!

Sonra sonra bir başka zaman, o evin ön cephesinin baktığı sessiz sokaktan geçtim. Ne kadar güzel, güleç yüzlü bir evmiş meğer! Denize, caddeye arkasını dönmüş, kamburunu çıkarmış, ama kapısının, pencerelerinin oymaları tertemiz, güzelim bir evcik..

İçinde oturanlar var, bu iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Yıkılmaz belki. Çökmez, yakılmaz.. Ama değişir. Betonlaşır giderek. Gider, yerine bir apartman dikilir. Denize neredeyse sıfır, merkezde, dolmuş durağının dibinde - bugün kim kaçırır böyle yeri...

Belki bu acımada, bu serzenişte, biraz da kendini bilmezlik var.. biraz da şımarıklık, bütün bu evlerin, şehrin sahibi benmişim gibi, biraz tepeden bakmak..

"İstanbul elden gidiyor" edebiyatının olmazsa olmazları...

~ * ~

"Eskiden eskinin kıymeti, kullanılabilirliğindeymiş," diye konuşmuştuk bir başka sefer. "Ama eski kıymete binince, kullanılacak olan, bakılacak hâle gelmiş." Zamana dokunmak gibi gelir ya eski bir şeye yakın olmak. Müzelerde insanın her zaman pek de kolay duyamadığı o his, belki kendi ailesinden kalma bir yadigar karşısında çıkar gelir; büyükannemin kısa yeleği, dedemin dükkanındaki terazi, şu veya bu.. Üzerinde birilerinin izi kalmıştır eşyanın, değeri bundan gelir.

O iz galiba insanı eski köşklere, harap binalara çeken. Kimi insan -aslında çoğu insan- durup tahayyül etmeye çalıştığını söyler, kimler yaşamış, neler yaşamış bu köşkte. Ben yapmam bunu, hiç yapmadım. Düşünmem. Çünkü o iz, o cazibe... aklı geçip doğrudan gönle dolan etkisi geçmişin.

Neden değil.. ama galiba bir açıklama.

~ * ~

Nazan Bekiroğlu'nun Nar Ağacı'nı okuyorum. Uzun zamandır satın aldığıma gerçekten memnun olduğum tek roman. Uzak olmayan bir tarihin samimi ve derin bir hikayesi. Tavsiye edilir.