Sunday, December 7, 2014

Suluboya Maceraları



Suluboyaya özendiğim kadar korkarım da kendisinden. Blogdan da anlaşılacağı üzere genelde el uğraşılarından çekinmiyorum; bir şey gözüme hoş göründü, heves ettiysem, mutlaka bir ara cevvallenip deniyorum. Hani genelde kıvırıyorum da böyle şeyleri, ama becerebileceğimi gördüğüm an da hevesim kaçıveriyor. İşte tam da bu yüzden suluboya çok büyük bir zorluk, o kadar da büyük bir zevk benim için.

Çok uzun zamandır kedinin ciğere baktığı gibi içli içli bakıyorum suluboya resimlere. Hele o botanik çizimler yok mu! Salına salına açılmış her bir çiçek yaprağı, nazenin kıvrılmış yapraklarda her bir damar, asil hindibanın her bir tohumu... Nasıl bir zerafet! En ince detayına kadar aynı resim herhangi bir başka teknikle yapılsa aynı etkiyi kesinlikle yakalayamaz.

İlk suluboya denemelerim -birkaç sene öncesinden- o kadar fenaydı ki boya kuruyup sonucu görür görmez hepsini attım sanırım. Aman Allahım, nasıl kötü görünüyor o renkler kağıdın üzerinde, sanki suluboya fırçasıyla ince ince uğraşmamışım da yanlışlıkla badana fırçasını kağıdın üzerine düşürmüşüm, öyle fena! Tuhaf kahverengi bulamaçlar, acayip gri tonları.. Halbuki yeşiller, mavilerle başlamıştım işe, nasıl oluyor da tüpten ilk çıktığından pek albenili o güzelim renkler yok oluveriyor? Pigment işine akıl sır ermiyor! Defalarca bir elimin altındaki malzemeye, bir ekrandaki suluboya şaheserlere bakıp ikisini bir araya getirmekte zorlandığımı biliyorum. Allah Allah, ne ola ki bu işin sırrı?

Sırrı çözmüşüm gibi konuştuysam affola- nerede? Ama galiba ucundan kıyısından anlamaya başladım; hani kilitli bir kapıydı sanki de sonunda şöylece bir aralayıp içeri usulca göz atmayı başardım.

Düştüğüm ilk ve en büyük hata, suluboyayı yağlıboya ya da akrilik gibi düşünmek, öyle kullanmaya çalışmakmış. Yağlıboya yoğundur, kapatıcıdır. Tuvale bir rengi sürüp üzerine başka bir renk sürdüğünüzde renkler birbirine pek karışmaz, koyduğunuz gibi duruverir. Kontrol etmek müthiş bir maharet istemez yani, fırçada ne varsa tuvalde de aynısı vardır.

Suluboyada fırçaya aldığım rengin kağıtta neye dönüşeceğini kestirebilmek zaten herhalde bu işin yarısını çözmek demek. Fırçadaki boyanın yoğunluğunu kontrol etmek, katman katman gitmek, ıslak kağıt üzerine çalışmak, farklı katmanlar boyarken alttakinin kurumasını beklemek, resim tamamen kuruduktan sonra ciddi şekilde değişiyor olması... Velhasıl, suluboyayla ilgili vardığım yargı, "nasıl çalışırsam en sonunda ortaya ne çıkacak?" sorusunun cevabını az çok kestirebilecek hale gelinceye dek denemek, denemek, denemek gerektiği.Yani suluboya resim yaparken işler pek çizgisel yürümüyor, yarısına geldiğinizde resmin yarısı ortaya çıkmış olmuyor; siz bir şeyler yapıyorsunuz yarı kestirerek, yarı edindiğiniz tecrübeye dayanarak, durup bekliyorsunuz, ve resim bitip kuruduktan sonra hep birden ortaya çıkıyor.

Burada bir parantez açıp bu yazdıklarımın, şunun şurası birkaç haftadır suluboyayla uğraşan birinin kendi kendine ne çıkardığından ibaret olduğunu hatırlatmam gerek sanırım - olur da ciddi ciddi uğraşmaya devam edersem bunların değişme ihtimali gayet büyük. ;)

Ben yapı olarak başlangıçlara pek tahammülü olmayan biriyim. Yeni bir şey öğrenmeye "baştan" başlayamıyorum, ortaya iyi veya kötü bir şey çıkarmak için "önce öğrenilmesi gerekenler"i aradan çıkarmak bana müthiş bir zaman kaybı, hatta bazen düpedüz saçma geliyor. İşte bu yüzden geçen gece birden bire büfeden en sevdiğim porselen fincanı çıkarıp üzerindeki güllerin çalakalem bir eskizini çizdim ve başladım boyamaya, aklımda suluboyayla ilgili belli belirsiz birkaç kulaktan dolma bilgi kırıntısı, gözümün önünde zamanında izlediğim bir-iki videodan kalan bulanık görüntülerle..



Bu gül resmini yaparken fırçaya aldığım boyanın yoğunluğunu ve akışkanlığını, ne durumda ortaya ne çıktığını görmek ilginç oldu. Yaprakları, dalları çizerken ince fırçaya nispeten yoğun (bol değil, yalnızca az sulu) boya aldım, böylece neredeyse kalem gibi kullanabildim. Daha "ilüstrasyon" tarzı yapraklarda ince firçayla, az sulu boyayla, küçük küçük çalışmak gerekiyor sanırım. (Yine "sanırım" anahtar kelime.) İş güllere gelince bu tabaka tabaka çalışma işini denedim: önce her birini çok çok sulu bir tabaka asıl renkle boyadım, biraz kuruduktan sonra daha az sulu bir orta ton, onun üzerine daha da koyu bir ton, ve sonra gölgeler... Eh, en azından teoride öyleydi! Görülgüğü üzere her biri birbirinden farklı oldu.



Derken, bunlar kuruyadururken aradan iki hafta geçti -o arada kaç kitap devirdim, kaç rika kelime söktüm, kaç kere dönem sonunun yaklaştığını fark edip panik yaptım tam emin değilim- ama dün ancak akşam vakti yataktan çıkacak enerjiyi bulunca yine gecenin bir vakti kendimi önümde çalakalem bir eskiz, fırçayı boyaya bandırırken buldum.




... ve gece saat ikide ortaya şöyle bir şey çıktı..


Gördüğünüz üzere meyvecikler pek düzgün, pek pürüzsüz, pek gerçekçi.. ;) Dedim ya suluboyadan hem korkarım, hem çok zevkli diye.. Şu birkaç haftada o korkuyu biraz azaltacak kadar bir şeyler keşfettim kendisiyle ilgili. Bilmediklerim daha çok, çok fazla, bu yüzden o korku azalırken zevk giderek artıyor. Mesela katmanları az çok anladım, ama giderek koyulaşan katmanlar nasıl birbirine yedirilip pürüzsüz bir doku elde ediliyor?

Bilmiyorum, ve bazen henüz bilmiyor olmak gerçekten çok güzel... Bir sonraki suluboya maceram sanırım Ocak ayı ortasından önce Kağıtlık'a varamayacak, o zaman kadar sağlıcakla kalınız efendim..



Sunday, October 12, 2014

Origami Zarf Yapımı - DIY Origami Envelopes - Business Card Holder


 
Etsy müşterilerime gönderdiğim paketlerin içine bu yaz etiketlerle birlikte bastırdığım kartları öylesine koymak pek içime sinmiyordu. Avare avare gezinirken Youtube'da harika orgimi videoları olan Leyla Torres'in iki dakikalık origami zarflarına rast geldim. Öyle zahmetsiz, öyle de sevimliler ki, kartları içine koymak için harika oldular. Dün bütün gün uğraşıp bir muhallefat transkripsiyonu bitirip, sabah ezanına kadar da okumalarımı tamamlayınca, hafiften uykusuzluğa rağmen pek huzurlu bir şekilde bloga geldim. Fotoğrafları çekmek o kadar kolay oldu ki bu kez, bu zarflara olan muhabbetim daha da bir arttı. :) Umarım sizin de işinize yararlar efendim.


Ne lazım?

İstediğiniz desende kağıt elbette. Kart koyacaksanız 15x15cm ideal boyut. Başka? Hiç. Bu kadar. Yalnızca kağıt! Kolay gele.

I was going through Leyla Torres's wondeful origami videos on Youtube when I stumbled upon these lovely origami envelopes. They're unbelievably easy and quick to make, and are especially perfect for holding your Etsy business cards, as I use them for mine. The only thing you need is 15x15cm scrapbook or origami paper. You can find the original video for this envelope, demonstrated by Torres, in the link an the bottom of this post. Enjoy!


Kağıdın ucu düz kenara tam gelmeyecek, yarım santim kadar yukarıda gelecek şekilde katlayın.
The tip of the paper you're folding will stop about half a cm short of the below edge.
Diğer katı da aynı şekilde, alttaki üçgenin ucundan yarım santim yukarıda kalacak şekilde katlayın.
Again, the tip of the second triangle will be half a cm short of the tip of the first triangle you're folding it over.
Her iki kenarı da üçgenin kenarlarına denk gelecek şekilde katlayın. İki uç biraz üst üste gelecek.
Fold both right and left side to align with the edges of the triangles. Their ends will overlap a little.
Sağ ucu sol tarafın "cebine" sokun (veya tersi). İnanır mısınız bilmem ama bitti bile.
Insert one end of the overlapping flaps into the other... and viola. It's done!

Zarfın rengine uygun bir parça washi tape'in de zararı olmuyor hani..
A coordinating colored washi tape doesn't hurt to wrap it all up visually.


Leyla Torres'in orjinal videosunu da burada bulabilirsiniz:
http://www.youtube.com/watch?v=x4cbqUddvPA&index=44&list=PL21DB39F4F33E0FAE

Sunday, August 31, 2014

The Quilling Collection: an update


Üç haftadır her gün bu seti tamamlamak niyetiyle bir şeyler çiziyorum, kağıt kvırıyorum, yapıp yapıp bozuyorum. Halbuki "tamamlamak" yok ki bu işte! Ucu açık bir uğraş bu, nihayeti belirsiz; bir anlamda sınırsız bir özgürlük, "gerek"ler, "lazım"lar sadece ben istersem var. Sonuçla değil, süreçle ilgili bu. Başka bir deyişle, eğleniyorum kendimce. Güzeli, zarifi, sevimliyi arıyorum- ortaya çıktığında beni mutlu eden şeyleri. Paylaştığımda sizin de gönlünüze hoş geliyorsa ne âlâ, daha ne isterim! Üç haftada ortaya çıkanlar da bu minval üzre beğeninize sunulur efendim.


Well, I haven't been completely idle these past three weeks. After no sales at all in June and July, August on Etsy has been delightfully busy. But I still made some additions to the quilling set.


Bu sete eklemek istediğim bir kaç quilling dizaynı daha var, ama aslında yaptıklarımı "çerçevelemeye" odaklandım daha çok. Şimdilik, en azından ikisi için içime sinen köşe motifleri yapmayı başardım.



I still have more to add to this collection before calling it complete, but I've been focusing more on framing these lovelies than making more of them. I'm quite happy with these corner motifs! I'm still trying to find the right motifs for the others, sharp corners simply don't work with most of them.



Ve de kendime hakim olamayarak, ilk fırsatta üzerinde çalışmaya devam edeceğim yeni setten de inşallah nazar-ı dikkatinizi celbedecek bir resimle bitireyim. Pek sevdiğim bir deyişle, sağlıcakla kalınız. ;)

And I will finish with a "teaser" for my next quilling set (though this is gone too astray to be called quilling anymore). Stay tuned for more!

Sunday, August 10, 2014

Origami Nilüfer Yapımı II /Origami Lotus Flower Tutorial II

See the captions in English beneath the tutorial pictures!



Geçen yıl paylaştığım origami nilüfer yapımı yazısını belki hatırlarsınız. Tek bir kare kağıttan yapılan o nilüfer gayet zarif olsa da bence bunlar çok daha alımlı. Bu nilüferin yapımı için kolay ya da zor demeyeceğim, ama şunu söyleyebilirim: katlama kısmı çok basit, fakat çiçeği bir araya getirmek biraz vakit alabilir.

İlk tutorialda (bu kelimeyi de Türkçe'ye devşirdim) çiçeğin hassas noktasının, kağıdı yırtmadan yaprakları ters çevirip şekillendirmek olduğunu yazmıştım. Bu nilüfer için bu iki kat geçerli, hatta neredeyse tamamen yaprak şekillendirmekten ibaret diyebilirim. O yüzden mümkün olduğunca yırtılmaya dayanıklı, esnek bir kağıt kullanmalısınız. (Ben Etsy'den aldığım washi kağıdı kullandım.)

Bir de boyuttan bahsetmeliyim: bu çiçeğin yapımını anlatan diğer sitelerde ölçüler, bitmiş çiçeğin çapı yaklaşık 9-10 cm. olacak şekilde veriliyor. Fakat o ölçülerle yaparsanız, çoğunlukla çiçeğin ortası pek de hoş görünmeyen bir şekilde açık kalıyor, yani tepeden bakıldığında içini görüyorsunuz. Daha derli toplu, daha zarif çiçekler istiyorsanız ben mutlaka orantılı olarak ölçüyü küçültmeyi tavsiye ederim - örneğin bu tutorial ve resimdeki çiçeklerin nihai çapı 5-5.5 cm. Elbette küçük çalışmak daha zordur, ama ortaya çıkacak çiçeğin güzelliği de harcadığınız çabayla doğru orantılıdır.

As with the previous tutorial, the key point of this lotus is turning over and shaping the petals. So it is imparative that you use tear-resistant paper. In this tutorial I'm using washi paper.

İhtiyacınız olan malzeme / What you'll need:

9-10cm çapında bir çiçek için / for a lotus flower with a 9-10 cm diameter:

  • 13.5 x 7.5 cm ebatında, 8 adet çiçek rengi, 4 adet yaprak rengi kağıt. (Bunlar standart ölçüler. Ben yaprakları daha kalın, çiçekleri daha tombiş istediğimden daha kısa, daha enli olacak şekilde kesiyorum. Aynı şekilde daha uzun, laleyi andırır bir çiçek isterseniz daha ince uzun kağıtlar kullanırsınız.
  • Minik saç lastiği / iplik / tel
      8 petal-color and 4 leaf-color sheets measuring 13.5 x 7.5 cm
      Tiny hairband / thread / tiny piece of wire



2. Yapraklar için, kağıdı uzunlamasına ikiye katlayıp açarak başlayın. / For the leaves, start by folding in half and opening, creating a crease.

3. Köşeleri ortada oluşturduğunuz çizgiye katlayın / Fold each corner to the center line.
4. Önce alt, sonra üst kenarı ortaya katlayın. / Fold the bottom part up to the center, so that the bottom line aligns with the central crease. Repeat from the other side.

5-6. Ve tekrar tüm modülü ikiye katlayın. Diğer yaprakları da aynı şekilde hazırlayın. / And fold in half. Repeat the same folds for the other three leaves.


7-8. Çiçeğin yaprakları tamamen dış yapraklarla aynı şekilde katlanıyor; tek fark, en sonunda içeri değil dışarı doğru ikiye katlıyoruz. / The petals are folded in exactly the same way as the outer leaves; the only difference is that the very last fold is to made towards the outside.

9-10. Bir tane yaprak alın, üzerine iki tane çiçek yaprağı koyun. Böylece üçerli dört adet parça olacak. / Take one leaf, and layer two flower petals over it. You will have four modules of three overlaid pieces.


11-12-13. Bu dört modülü yanyana koyup ortadan lastik/iplik/telle sıkıca bağlıyoruz. Sonra bunları elinizle açarak mümkün olduğunca bir çiçek formu veriyoruz. / Bind the four modules together with a rubber band/thread/wire, and spread each part as best as you can to resemble a flower.

14-15-16. En üstten bir "yaprak" alın, kenarlarından açarak yukarı doğru kıvırırken baş parmağınızla ortasını hafifçe aşağı doğru bastırın. (Kağıt yırtılacaksa burada yırtılır.) Mümkün olduğunca ortaya kadar çekin. Sonra, hemen yanındakini atlayıp bir sonrakini açarak devam edin. İlk dördü açtıktan sonra kalanları da kaldırın. / Take a layer and pull it towards yourself while gentle pressing over the center with your thumb. Then, skip the one next to it, and open up the next layer. When the first four is done, turn up the other four in the same way.

17-18.  İkinci kat çiçek yapraklarını da aynı şekilde, birer atlayarak açtıktan sonra sıra dış yapraklarda. Bunları da aynı şekilde, ortaya bastırıp kenarlardan çekerek açın, yalnız çiçek yaprakları kadar yukarınya çekmeden şekillendirin. / Open up the second layer of flower petals in the same manner, skipping one over each time. Then, open the green outer leaves in the same way, gently pressing down in the middle while pulling the flaps up from the sides, and arrange as smoothly as you can.

19. Mümkün olduğunca elini yüzünü düzelttikten sonra nilüferiniz hazır. / Fiddle with it until all the petals and leaves look as symmetrical as possible and your orgiami lotus flower is complete!

Saturday, August 2, 2014

A new quilling collection: sneak-peek




This week I've been working on a set of quilling designs inspired by the colors on porcelain tea pots and cups. I love pastel colors and aim for elegance in my designs. The sheer versatility of curved paper allows for a lot it. :) Here's a sneak-peak into how this collection is going so far - I hope you enjoy!



Son birkaç gündür dönem sonuna paper yetiştirmeye çalışır gibi hummalı, ama neyse ki stressiz bir şekilde kağıt kıvırıyorum. Yeni bir set hazırlıyorum, birkaç resim paylaşmak istedim. Beğeninize sunulur. ;)


Thursday, July 24, 2014

Yine kutular, yeni kutular, yine bu başlık..


Fazlasıyla uzun bir aradan sonra yeniden merhaba..

Nerede miydim on aydır? Origami ve quilling de maymun iştahımın kurbanı olmuş, bir yana bırakılmıştı? Ya Etsy dükkanım? Vitrindekileri giderek kalınlaşan bir toz tabakasının altında çürümeye bırakıp kepenk mi indirdim yoksa? Kağıtlık'ın Facebook sayfası ıssız, terk edilmiş... Bu kadarcık mıydı kağıt maceralarım? Nereye gittim ben?

Aslında son on yıldır neredeysem oradaydım bu uzun sessizlikte- yani üniversite koridorlarında. Daha dündü sanki, blog yazılarımdan birinin bir köşesine artık tezimi bitirip de bir yerde asistanlık alma ümidimi karalamıştım; biraz maceralı, bol bol da dramalı bir süreç sonunda geçtiğimiz Ekim ayında -son yazımdan sadece bir-iki hafta sonra- doktoraya başladım. Akademik hayatın detaylarına burada girmeye hacet yok, tek şey söylemek yeter: bütün bir ders yılı tek bir blog yazısı bile yazamadığımdan da eminim belli olduğu üzere, doktora yapmak zormuş.

Peki, akademik camia (daha doğrusu hâlâ öğrenci statüsü olan şanslı kesim) Haziran ortasında kapıları kapatıyor, o zamandan beri nerelerdeyim ben? Ona da var mı verilecek cevabım? Elbette var efendim, olmaz mı?

Kutu yapıyordum. Hem de çok, çok, çok fazla kutu.


Mayıs ayı sonunda şimdiye kadarki en büyük siparişimi aldım: bizdeki "nikah şekeri"ne tekabül eden "wedding favor" kutuları. Tam yüz elli tane, siyahlı yeşilli fiyonklu kutular. Siparişi veren E.'nin ailesinin bir çikolata dükkanı varmış, yani benim kutucuklar törene katılan davetlilere verilmek üzere çikolatayla doldurulacaklar. Ne tatlı!


Ramazan'ın yaza denk geldiği son birkaç senedir origami ve kağıtla uğraşmak, beynin çalışmakta zorlandığı uzun günleri tamamen boş geçirmememi sağlıyor. Yani en azından vicdan azabını biraz hafifletiyor, hele de sipariş üzerinde çalışmak.. Bu kutuları yaparken halalarımın toplaşıp patik örmeleri geldi aklıma, hani o takdire şayan makine hızıyla müthiş danteller, örgüler ortaya çıkarırken dikkatlerini vermeleri bile gerekmiyormuş gibi görünen el işi ustaları.. Bir yerden sonra eller hakikaten otomatik olarak çalışmaya başlıyor. Yine de zihnim boş kalınca eller çalışsa bile zaman öldürüyor gibi hissediyorum, o yüzden geçenlerde "bari beynimi de devreye sokayım" diye düşünüp ne zamandır paslanan Fransızcamı ilerletmek için belgeseller buldum, mp3 dosyasına çevirdim, şimdi kutu yaparken j'écoute les documentaires historiques en français.

Bu kadar kutu baktım evin her yanına dağılıyor, mutfağa doğru ilerlemeye başladılar, biraz organizasyon gerektiği ortaya çıktı. Benim en ele avuca sığmaz malzemem quilling şeritleri. Malum, bunları kutuları yaptığım kartonların artan kısımlarından kesip hazırlıyorum. Ama bu düz durmayan, o kadar rengin birbirine karıştığı uzun uzun şeritler bir ara çileden çıkarıyorlardı beni. Ne yaptım, çözüm buldum elbet: kağıt havlu/tuvalet kağıdı ruloları.


Güzel bir kaplama kağıdının kurtaramayacağı bir şey yok: dokuz adet ruloyu kaplayıp şeritleri renk ve uzunluklarına göre ayırdım, hepsini yine aynı kağıtla kapladığım bir karton kutuya koydum, et voila. Kısa olanlar için de yakında bir çözüm üreteceğim.

Aralarda yeni kutular da yaptım elbet. Aslında dizaynları pek yeni sayılmaz, ama geçtiğimiz Eylül'den beri Etsy'ye koyduğum ilk kutular oldukları için yine de bir şeyler başarmış gibi hissediyorum. :) Bu kutularla bu yazıyı noktalayayım en iyisi. Ama gerisi geliyor - umarım ki yakında bir-iki yeni (gerçekten yeni) kutuyla tekrar karşınızdayım efendim...

Bu kutucuklar Etsy'de!


Bu kutucuk da Etsy'de.




Sunday, September 29, 2013

Küçücük Kırmızı Kutucuk


Bazen elimde bir fotoğraftan fazlası olmuyor Kağıtlık'a koyacak. Klasik bir kırmızı kutucuk yapmıştım, küpe çiçeğinin tadına doyamadan dökülen çiçeklerini toplayıp saksının dibinden kurutmuştum güzellikleri solmasın diye. Porselenler büfeden çıktı, bir kez daha ne saklı hazinelerimiz var farkında değiliz diye düşündüm, büyükannemi yadettim sonra -bu çay takımı onun çeyizindenmiş. 

Mevsimdendir efendim melankoli, her sene herkeste görülür benzer hâlet-i ruhiye..

Güzel sohbaharlar dilerdim... ama sonbahar hep güzeldir zaten.