Sunday, April 26, 2015

Origami Güller II


Origami çiçek macerasına başladığımdan beri gözüm güllerde, ama şu Kawasaki gülleri öyle zahmetli görünüyor ki gözüme.. Yine de geçen gün bir akşam youtube'da bir video bulup kolay görünen bir versiyonunu denedim. Fena olmadı, yalnız tek başına, yapraksız ve dalsız olduğu için biraz üzgün görünüyor.


Bence origami çiçeklerin bir özelliği tek başına hoş görünmemeleri (Coleman'ın çiçekleri ve o güzelim Kawasaki gülleri hariç!). En hoş etkilerini dalları, yapraklarıyla birlikte buket haline gelince veriyorlar.

Daha önce -çook önce- origami gül yapımıyla ilgili bir yazı daha yazmıştım blogta. Bu kez daha kestirme bir şey yapacağım. O kadar da uzun olmayan bir süre önce origami nilüferleri anlatmıştım hani; bu kez o nilüferi "bozup" güle çevirdim. Yani anlatacak yeni pek bir şey yok!


Nilüferde çiçek ve yaprak rengi olmak üzere iki renk kullanılıyor; gül için elbette hepsi tek renk, "yaprak" sayısı aynı (12). Yalnızca normalde yaprak olarak dışarı doğru kıvrılan son katmanı, çiçek yapraklarını kıvırmaya devam ederek bitirmek gerek. O kadar bariz ki ne olduğu, anlatınca daha saçma oldu.. Yani bütün katmanlar yukarı doğru, çiçek olacak şekilde kıvrılıyor.

Her bir taç yaprağın ucunu kürdanla dışarı doğru kıvırırsanız şöyle bir şey oluyor:


Origami çiçeklerle ilgili ikinci bir şey, tüm çiçekleri aynı boyda yapmaktansa irili ufaklı yapmak her zaman daha doğal bir görüntü veriyor.

Yaprakları anlatmama gerek var mı? Kulaklarını çınlattım ya Coleman'ın, bunlar da onun origami bonsai yöntemiyle yapıldı. Neyse ki kendisi gül yaprağı yapımını bir videoyla gösteriyor, benim tekrarlamama gerek yok. Tek diyeceğim, yaprak rengi nasıl kağıt isterseniz kullabilirsiniz elbet ama ben mümkün mertebe doğal görünmelerini sevdiğimden önceden suluboyayla boyadığım kağıtları kullanıyorum. Çok değil, iki veya üç ton yeşil kullanarak boyadığınızda yapraklarınız çok canlı bir doku kazanıyor.


İrili-ufaklı yapma meselesi güller kadar yapraklar için de geçerli. En iyisi üç boy belirlemek: gülleri dallara yapıştırıken her dalda en altlara en büyük, en uçlara en küçük yaprakları yapıştırın.


E voila.



Bu yazıya"Anneler Günü yaklaşıyor" gibisinden bir girizgah yapacaktım ama blogu reklama dökmek gibi geliyor o zaman. :) Tabii bu origami güllerin bence çok tatlı bir anneler günü hediyesi olacağı gerçeğini değiştirmiyor!

Sunday, April 5, 2015

Watercolor Florals, An Antique Italian Painted Cabinet, and a Golden Quilling Motif.


We're already in April and this is the first post of 2015 on Kağıtlık.. It's atrocious, but I blame Instagram for it. It makes sharing snapshots so easy that my inborn laziness thrives on it. Never mind that I've not been able to create something worth sharing or making a blog post about in ages.

But here I am, and I have a couple of things to share. The rectangular white cardstock pieces I had left over from a big gift box order are still aplenty and they occasionally compel me to bring out the watercolors and paint some florals. Here are a few of them.






I don't remember exactly what I was looking for, but a while ago I found myself looking at some lovely antique painted furniture on Pinterest. I came across this lovely cabinet and decided to give the acrylic paints a try with it.



I used copy paper (drew one corner and transferred it to each side of the paper to complete the image) simply because I needed it to be as symmetrical as possible.








 Strangely, when you look at it after rotating it 90 degrees, it makes a pretty carpet design too.


And let me finish with a quilling design that came about on a weekday. Hopefully the next one won't take as many months..


Sunday, December 7, 2014

Suluboya Maceraları



Suluboyaya özendiğim kadar korkarım da kendisinden. Blogdan da anlaşılacağı üzere genelde el uğraşılarından çekinmiyorum; bir şey gözüme hoş göründü, heves ettiysem, mutlaka bir ara cevvallenip deniyorum. Hani genelde kıvırıyorum da böyle şeyleri, ama becerebileceğimi gördüğüm an da hevesim kaçıveriyor. İşte tam da bu yüzden suluboya çok büyük bir zorluk, o kadar da büyük bir zevk benim için.

Çok uzun zamandır kedinin ciğere baktığı gibi içli içli bakıyorum suluboya resimlere. Hele o botanik çizimler yok mu! Salına salına açılmış her bir çiçek yaprağı, nazenin kıvrılmış yapraklarda her bir damar, asil hindibanın her bir tohumu... Nasıl bir zerafet! En ince detayına kadar aynı resim herhangi bir başka teknikle yapılsa aynı etkiyi kesinlikle yakalayamaz.

İlk suluboya denemelerim -birkaç sene öncesinden- o kadar fenaydı ki boya kuruyup sonucu görür görmez hepsini attım sanırım. Aman Allahım, nasıl kötü görünüyor o renkler kağıdın üzerinde, sanki suluboya fırçasıyla ince ince uğraşmamışım da yanlışlıkla badana fırçasını kağıdın üzerine düşürmüşüm, öyle fena! Tuhaf kahverengi bulamaçlar, acayip gri tonları.. Halbuki yeşiller, mavilerle başlamıştım işe, nasıl oluyor da tüpten ilk çıktığından pek albenili o güzelim renkler yok oluveriyor? Pigment işine akıl sır ermiyor! Defalarca bir elimin altındaki malzemeye, bir ekrandaki suluboya şaheserlere bakıp ikisini bir araya getirmekte zorlandığımı biliyorum. Allah Allah, ne ola ki bu işin sırrı?

Sırrı çözmüşüm gibi konuştuysam affola- nerede? Ama galiba ucundan kıyısından anlamaya başladım; hani kilitli bir kapıydı sanki de sonunda şöylece bir aralayıp içeri usulca göz atmayı başardım.

Düştüğüm ilk ve en büyük hata, suluboyayı yağlıboya ya da akrilik gibi düşünmek, öyle kullanmaya çalışmakmış. Yağlıboya yoğundur, kapatıcıdır. Tuvale bir rengi sürüp üzerine başka bir renk sürdüğünüzde renkler birbirine pek karışmaz, koyduğunuz gibi duruverir. Kontrol etmek müthiş bir maharet istemez yani, fırçada ne varsa tuvalde de aynısı vardır.

Suluboyada fırçaya aldığım rengin kağıtta neye dönüşeceğini kestirebilmek zaten herhalde bu işin yarısını çözmek demek. Fırçadaki boyanın yoğunluğunu kontrol etmek, katman katman gitmek, ıslak kağıt üzerine çalışmak, farklı katmanlar boyarken alttakinin kurumasını beklemek, resim tamamen kuruduktan sonra ciddi şekilde değişiyor olması... Velhasıl, suluboyayla ilgili vardığım yargı, "nasıl çalışırsam en sonunda ortaya ne çıkacak?" sorusunun cevabını az çok kestirebilecek hale gelinceye dek denemek, denemek, denemek gerektiği.Yani suluboya resim yaparken işler pek çizgisel yürümüyor, yarısına geldiğinizde resmin yarısı ortaya çıkmış olmuyor; siz bir şeyler yapıyorsunuz yarı kestirerek, yarı edindiğiniz tecrübeye dayanarak, durup bekliyorsunuz, ve resim bitip kuruduktan sonra hep birden ortaya çıkıyor.

Burada bir parantez açıp bu yazdıklarımın, şunun şurası birkaç haftadır suluboyayla uğraşan birinin kendi kendine ne çıkardığından ibaret olduğunu hatırlatmam gerek sanırım - olur da ciddi ciddi uğraşmaya devam edersem bunların değişme ihtimali gayet büyük. ;)

Ben yapı olarak başlangıçlara pek tahammülü olmayan biriyim. Yeni bir şey öğrenmeye "baştan" başlayamıyorum, ortaya iyi veya kötü bir şey çıkarmak için "önce öğrenilmesi gerekenler"i aradan çıkarmak bana müthiş bir zaman kaybı, hatta bazen düpedüz saçma geliyor. İşte bu yüzden geçen gece birden bire büfeden en sevdiğim porselen fincanı çıkarıp üzerindeki güllerin çalakalem bir eskizini çizdim ve başladım boyamaya, aklımda suluboyayla ilgili belli belirsiz birkaç kulaktan dolma bilgi kırıntısı, gözümün önünde zamanında izlediğim bir-iki videodan kalan bulanık görüntülerle..



Bu gül resmini yaparken fırçaya aldığım boyanın yoğunluğunu ve akışkanlığını, ne durumda ortaya ne çıktığını görmek ilginç oldu. Yaprakları, dalları çizerken ince fırçaya nispeten yoğun (bol değil, yalnızca az sulu) boya aldım, böylece neredeyse kalem gibi kullanabildim. Daha "ilüstrasyon" tarzı yapraklarda ince firçayla, az sulu boyayla, küçük küçük çalışmak gerekiyor sanırım. (Yine "sanırım" anahtar kelime.) İş güllere gelince bu tabaka tabaka çalışma işini denedim: önce her birini çok çok sulu bir tabaka asıl renkle boyadım, biraz kuruduktan sonra daha az sulu bir orta ton, onun üzerine daha da koyu bir ton, ve sonra gölgeler... Eh, en azından teoride öyleydi! Görülgüğü üzere her biri birbirinden farklı oldu.



Derken, bunlar kuruyadururken aradan iki hafta geçti -o arada kaç kitap devirdim, kaç rika kelime söktüm, kaç kere dönem sonunun yaklaştığını fark edip panik yaptım tam emin değilim- ama dün ancak akşam vakti yataktan çıkacak enerjiyi bulunca yine gecenin bir vakti kendimi önümde çalakalem bir eskiz, fırçayı boyaya bandırırken buldum.




... ve gece saat ikide ortaya şöyle bir şey çıktı..


Gördüğünüz üzere meyvecikler pek düzgün, pek pürüzsüz, pek gerçekçi.. ;) Dedim ya suluboyadan hem korkarım, hem çok zevkli diye.. Şu birkaç haftada o korkuyu biraz azaltacak kadar bir şeyler keşfettim kendisiyle ilgili. Bilmediklerim daha çok, çok fazla, bu yüzden o korku azalırken zevk giderek artıyor. Mesela katmanları az çok anladım, ama giderek koyulaşan katmanlar nasıl birbirine yedirilip pürüzsüz bir doku elde ediliyor?

Bilmiyorum, ve bazen henüz bilmiyor olmak gerçekten çok güzel... Bir sonraki suluboya maceram sanırım Ocak ayı ortasından önce Kağıtlık'a varamayacak, o zaman kadar sağlıcakla kalınız efendim..



Sunday, October 12, 2014

Origami Zarf Yapımı - DIY Origami Envelopes - Business Card Holder


 
Etsy müşterilerime gönderdiğim paketlerin içine bu yaz etiketlerle birlikte bastırdığım kartları öylesine koymak pek içime sinmiyordu. Avare avare gezinirken Youtube'da harika orgimi videoları olan Leyla Torres'in iki dakikalık origami zarflarına rast geldim. Öyle zahmetsiz, öyle de sevimliler ki, kartları içine koymak için harika oldular. Dün bütün gün uğraşıp bir muhallefat transkripsiyonu bitirip, sabah ezanına kadar da okumalarımı tamamlayınca, hafiften uykusuzluğa rağmen pek huzurlu bir şekilde bloga geldim. Fotoğrafları çekmek o kadar kolay oldu ki bu kez, bu zarflara olan muhabbetim daha da bir arttı. :) Umarım sizin de işinize yararlar efendim.


Ne lazım?

İstediğiniz desende kağıt elbette. Kart koyacaksanız 15x15cm ideal boyut. Başka? Hiç. Bu kadar. Yalnızca kağıt! Kolay gele.

I was going through Leyla Torres's wondeful origami videos on Youtube when I stumbled upon these lovely origami envelopes. They're unbelievably easy and quick to make, and are especially perfect for holding your Etsy business cards, as I use them for mine. The only thing you need is 15x15cm scrapbook or origami paper. You can find the original video for this envelope, demonstrated by Torres, in the link an the bottom of this post. Enjoy!


Kağıdın ucu düz kenara tam gelmeyecek, yarım santim kadar yukarıda gelecek şekilde katlayın.
The tip of the paper you're folding will stop about half a cm short of the below edge.
Diğer katı da aynı şekilde, alttaki üçgenin ucundan yarım santim yukarıda kalacak şekilde katlayın.
Again, the tip of the second triangle will be half a cm short of the tip of the first triangle you're folding it over.
Her iki kenarı da üçgenin kenarlarına denk gelecek şekilde katlayın. İki uç biraz üst üste gelecek.
Fold both right and left side to align with the edges of the triangles. Their ends will overlap a little.
Sağ ucu sol tarafın "cebine" sokun (veya tersi). İnanır mısınız bilmem ama bitti bile.
Insert one end of the overlapping flaps into the other... and viola. It's done!

Zarfın rengine uygun bir parça washi tape'in de zararı olmuyor hani..
A coordinating colored washi tape doesn't hurt to wrap it all up visually.


Leyla Torres'in orjinal videosunu da burada bulabilirsiniz:
http://www.youtube.com/watch?v=x4cbqUddvPA&index=44&list=PL21DB39F4F33E0FAE

Sunday, August 31, 2014

The Quilling Collection: an update


Üç haftadır her gün bu seti tamamlamak niyetiyle bir şeyler çiziyorum, kağıt kvırıyorum, yapıp yapıp bozuyorum. Halbuki "tamamlamak" yok ki bu işte! Ucu açık bir uğraş bu, nihayeti belirsiz; bir anlamda sınırsız bir özgürlük, "gerek"ler, "lazım"lar sadece ben istersem var. Sonuçla değil, süreçle ilgili bu. Başka bir deyişle, eğleniyorum kendimce. Güzeli, zarifi, sevimliyi arıyorum- ortaya çıktığında beni mutlu eden şeyleri. Paylaştığımda sizin de gönlünüze hoş geliyorsa ne âlâ, daha ne isterim! Üç haftada ortaya çıkanlar da bu minval üzre beğeninize sunulur efendim.


Well, I haven't been completely idle these past three weeks. After no sales at all in June and July, August on Etsy has been delightfully busy. But I still made some additions to the quilling set.


Bu sete eklemek istediğim bir kaç quilling dizaynı daha var, ama aslında yaptıklarımı "çerçevelemeye" odaklandım daha çok. Şimdilik, en azından ikisi için içime sinen köşe motifleri yapmayı başardım.



I still have more to add to this collection before calling it complete, but I've been focusing more on framing these lovelies than making more of them. I'm quite happy with these corner motifs! I'm still trying to find the right motifs for the others, sharp corners simply don't work with most of them.



Ve de kendime hakim olamayarak, ilk fırsatta üzerinde çalışmaya devam edeceğim yeni setten de inşallah nazar-ı dikkatinizi celbedecek bir resimle bitireyim. Pek sevdiğim bir deyişle, sağlıcakla kalınız. ;)

And I will finish with a "teaser" for my next quilling set (though this is gone too astray to be called quilling anymore). Stay tuned for more!